| ▪ Konum | ▪ Antik Yazarlar | ▪ Gezginler | ▪ Yapılar |
Assos, Leleglerin başkenti olan ve Akhilleus tarafından yıkılan Pedasos ile özdeşleştirilmiştir. Homeros Leleglerin güney Troas'ta yaşadıklarını söyler. Strabon da bunu destekler açıklamalar yapar ve Lekton'dan İda'ya kadar olan bölgeye yayılmış olduklarını söyler ve özellikle Assos civarındaki bölgeye sahip olduklarını belirtir. Assos ve Pedasos isimleri arasındaki benzerlik bu tahmini doğrular ve Homeros'ta Assos isminin geçmemesi "Pedasos" ile açıklanabilir. Lesbos (Midilli) Adası'ndan gelen kolonistler ile birlikte Yunanlılaşması başlayan Assos gün geçtikçe güçlenmiş ve çevresindeki şehirlerin geniş alanlarına sahip olmuştur.
M.Ö. 560'da Lydialıların eline geçtiğinde, Assos, Troas'ın en güçlü ve en önemli şehri unvanına sahipti. Sonrasında Troas Bölgesi, M.Ö. 546'da Hellespontos Phrygia'sı adıyla Pers İmparatorluğu’nun satraplığı haline gelmiştir. M.Ö. 387'deki Altalkidas Barışı’ndan sonra, Eubolos kendisinin Artakserkses'in yönetiminden bağımsız bir şekilde Atarneus ve Assos şehrinin yöneticisi olduğunu söyler. Onun ölümünden sonra kölesi "Hadım" Hermeias bu şehirler üzerinde hâkimiyet kurmuştur. Platon’un öğrencisi Hermeias, dostları Ksenokrates ve Aristotales'i Assos’a davet etmiştir. Evlilik yoluyla Aristotales ile akraba olmuştur. Aristotales üç yıl Assos'ta yaşamıştır.
Hermeias, Assos’un bağımsızlığını M.Ö. 345'e kadar sürdürmüştür. Bir Pers generalinin ihanetiyle tutuklanarak başkente götürülmüş. Hermeias'ın mührü kullanılarak egemenliğin Artakserkses'e bırakıldığına ilişkin bir mektup hazırlanarak bağlılıkları süren şehirlere gönderilmiş böylece Assos'un hakimiyeti Perslere geçmiştir.
M.Ö. 334'te Granikos Savaşı'ında İskender'in Perslere karşı kazandığı zafer sonrasında Assos ve tüm bölge özgürlüğüne kavuşmuştur. İskender’in ölümüyle Troas Bölgesi'ne Galyalılar yerleşmiştir. Bergama Krallığı’nın yükselişiyle Eumenes ve Attalos'a vergi vermeyen kabileler Hellespontos kıyılarına sürülmüştür. 60 yıldan fazla bir süre bölgede kaldıktan sonra M.Ö. 216'da Arisbe yakınlarında yapılan bir savaşla yenilgiye uğradılar.
M.Ö. 133'te III. Attalos'un ölümü ve bıraktığı vasiyetle Bergama Kralığı'nın bir parçası olarak Roma egemenliğine girmiştir.
Assos'ta Hristiyanlaşmanın erken tarihlerde başladığı görülür ki bunun nedeni Aziz Paulos ve Aziz Luke’nin Aleksandria Troas'dan Lesbos'a yaptıkları seyahat sırasında kenti ziyaret etmiş olmalarına bağlanabilir. Bununla birlikte daha büyük bir etken Anadolu’daki yedi kilisenin yakınlığıdır. Aziz Peter veya Aziz John’un öğrencisi olan Aziz İgnatius bir süre için Troas bölgesinde yaşamıştır. Troas Bölgesi’nin psikoposu Marinus, 325 yılında Nikai'da yapılan birinci konseye katılır. Ayrıca 431 yılında Efes'te yapılan üçüncü konseyde Assos psikoposu olarak Maximus'un adı görülür.
Roma İmparatorluğu’nun 395'ta ikiye ayrılmasıyla düşüşe geçen kent Doğu'nun maruz kaldığı hemen olaydan etkilenmekteydi. Zamanla bölgedeki diğer şehirler gibi fakirleşmiş ve bakımsız bir hale gelmiştir.
1080'de Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Birinci haçlı seferi sırasında bölgeden geçen askerlerden sonra Aleksius Troas'ı imparatorluğuna eklemiştir.
14. yüzyılın başında Troas Bölgesi tamamıyla Osmanlı hakimiyetine girmiştir.